TARİHÇE

 

Beneteau olarak biz, çoğunluğu bir ailenin üyelerinden oluşan en eski tekne üreticisiyiz.

Annette Roux

BENETEAU EFSANESİ

Bizim hikayemiz son elli yıldır pek çok kez anlatıldı, anlayabilmek için,
şirket değerlerimizi kavrayabilmeniz ve köklerine dönmeniz gerekir,
çünkü bu hikaye devamlılık ve gelişimden başka bir şey değildir.

1884, Benjamin Bénéteau

Benjamin’in kaderi sıra dışı. St-Gilles’de küçük imkanlara sahip büyük bir ailede doğdu. 6 yaşında amcalarından biri tarafından evlat edinilmişti; François Houyère. Yalnız bir adamdı ve denize, macera ve teknelere olan tutkusunu evlat edindiği oğluna da geçirmişti. Ancak Benjamin 12 yaşında Eliza gemisine miço oldu.

Köprünün yanında Quai des Greniers’de 1884 yılında büyükbabamız kurmuş olduğu tersaneye elbette kendi adını verdi: BENETEAU

O zamanlar tüm yelkenli tekneler “yelkenli ufak gemi”, “balıkçı gemisi” gibi isimlerle anılıyorken, balıkçı teknesi gibi teknelerin ise performansı kimin balıklarını en iyi fiyata satabilmek için limana en önce girdiğine göre değerlendiriliyordu.

Ardından gelen sebeplerle, bu performans arayışı mimarlar ve üreticiler için merkez oldu. Onları asla tatmin olmadan, sürekli olarak kendini geliştirmeye ve kendini geçmeye çalışmaya mecbur bıraktı.

1909 yılında, teknlerde motora ihtiyaç duyuldu ve maliyeti, sonuçları ne olursa olsun, bölgedeki ilk motor gücü ile çalışan balıkçı teknesini üretmeliydi.

Hiç müşteri bulamadı. Her şeye rağmen, bir tekne sahibi oldu. O buna Vainqueur des Jaloux (Kıskançlığın galibiyeti) fesatlık derdi. O zamanlar Croix-de-Vie’de büyük bir sardunya balık iskelesi vardı, on civarında sardunya konserve fabrikası bulunuyordu. Kadınlar motor sesinin balıkları korkutacağına inandılar ve çalışmayı bırakıp Benjamin’i ellerinde taşlar ile beklemeye başladılar. Atlı polisler Les Sables d’Olonne ve La Rochesur-Yon’dan getirildi. Aylar süren kavga elbette bir sonuca bağlandı ve büyükbabamız ikinci motorgücü ile çalışan sardunya balıkçı teknesine “La Paix” (Barış) adını verdi.

1928, Our parents

 
 
 

Ve sonra Büyük Savaş araya girdi. Tersane tekrar devreye girdiğinde 1928 yılıydı. Annesi ve babası tarafından evlat edinilen André Bénéteau 21 yaşına geldiğinde işi devralma zamanı da gelmişti.

Benjamin’in yokluğu St-Gilles-Croix-de-Vie sakinleri tarafınca tersanenin de sonu olarak deneyimlendi. Kuşkusuz, babamız en büyük yelkencilerimizden birinin sıklıkla söylediği gibi “suskun” biriydi ancak babam resim çizebilme yeteneğine sahipti.

Bir balıkçı ona inandı ve bir barakada ilk çizimlerini yapma ve ilk teknesini inşa etme imkanı buldu. Bu hikayeyi eski tanıdıklardan bizzat dinlediğimde henüz çok gençtim. Dediklerine göre tekne ilk suya indiğinde etkinliğe katılmak adetten olduğundan insanlar toplanmış ve bu balıkçı teknesinin zarafeti ile büyülenmişler. Beneteau tersanesi geri dönmüştü!

Ardından İkinci Dünya Savaşı geldi, aynı dönemde birkaç yol arkadaşı da ayrıldı. Babamız, annemiz Georgina ile evlendi ve abimiz André 1934 yılında dünyaya geldi. Tersane açıldığından beri orada olan ve savaş nedeniyle ayrılan birkaç kişi geri döndü ve tersane 1960’ların sonuna dek tam gaz devam edecek istisnai bir perioda girdi.

Erkek ve kız kardeşlerim ile benim o döneme ait çok güzel hatıralarımız var. Hiç şüphesiz mütevazı bir ailemiz vardı ve maliyet fiyatları babamın tutkuları ile örtüşmüyordu ama nasıl bir hayat okuluydu o! Bizim için her şey Pazar günü ormanda meşe ağaçlarını seçmemizle başladı. Bu bizi dışarıya taşıdı ama ağaç seçmek neredeyse dini bir andı, aynı onların Quai des Greniers’e gelişleri ve kesilişleri gibi ve her defasında çok sayıda yalancı odun bulmanın stresini de beraberinde getirirdi, bu durumda her şeye yeniden başlamamız gerekiyordu.  

Biz hep beraber aile olarak yaşadık; çocuklar, akrabalar, çalışanlar, müşteriler ve ben o dönemde bundan daha iyi bir ticaret yapan bir tekne üreticisi görmedim. Elbette, biz de her şeyi bu şekilde öğrendik.

Bizim tarihimizin bu sayfasında annemin rolünü unutamam, sessizlik içinde. Babamız bir sanatçı olarak tanımlanıyor olsa da, öyle olduğuna tüm saygımla inanıyorum, annemiz “Patron”du. Ay sonunda karşılaştığı güçlüklerle aynı zamanda işçilerin kendilerini yaralaması gibi durumlarla karşılaşıyor ve annem yaraları sarıyordu. Her şeyi biliyordu ve daha önemlisi her şeyle karşılaşmıştı. Eğer iyi bir örneğe bakarak öğrenebiliyorsan bundan daha iyi bir kadın düşünemezdik, bu bir elli boyundaki muhteşem kadından daha iyisini bulamazdık.

1962-1964, GEÇİŞ YILLARI

 

Bu döneme ait sadece izlenimlerimi hatırlayabiliyorum. Tüm gürültüler kesilmiş, çalışanlarımız her zaman olduğu gibi fısıldamıyor, ebevynlerimiz sessizlik içinde, müşteri ziyaretleri seyrek hale gelmiş ve bankacı daha sık ziyaret etmeye başlamıştı. Bu güzel ticaret dönemi bitiyordu ve biz bunun başlangıcını tecrübe ediyorduk, aynı zamanda balıkçılıktaki düşüşü de.

Çizim, büyük abimiz André’nin tutkusu idi. Maalesef geriye çizecek hiçbir şey kalmamıştı. Ailemizin hala bakması gereken 3 çocuğu vardı ve 17 tane gemi marangozu arkadaşımız. Gemi marangozlarına nasıl yeni işler bulursunuz?

1964, YELKEN ENDÜSTRİSİNİN BAŞLAYIŞI

 

Birçok kişi bizim şanslı olduğumuzu söyledi. Şahsen ben kaderin işaretlerini görebiliyorum. Sonradan eşim olacak adam ile tanıştığımda neyin yanlış neyin henüz söylenmemiş olduğunu fark ettim ve şahsen hayatın bana bir mesaj verdiğini düşündüm. O zamanlar daha 22 yaşımda bile değildim ve 1960’larda bir kadındım. Geleneksel ticaret adamlarının ailelerinde esas patronun kadın olmasına sıkça rastlanmasına rağmen “iş kadını” az rastlanır bir şeydi, az tanınıyordu.

Aynı zamanda yeni bir malzeme bilgisi ortaya çıktı: polyester. Babamın düşüncesi polyester balıkçı tekneleri üretmekti. Ve kardeşim André ile beraber 1963 yılında bunu yaptılar.

Bu iş denizcilik kooperatiflerini ziyaret edip balıkçılara dingilerimizi satarak ve onları Lorient Bienalinde sergileyerek, böylece gelecekte önerebileceğimiz satıcıların dikkatini çekerek oluyordu. 3.60 m sardunya balıkçı dingisi Guppy oldu, 4.30 m olan Flétan, 5.80 m lale şeklindeki sürat teknesi ise babamız tarafından tasarlanan son tekne; Ombrine.

 
 
 

Aslında, biz tamamen yeni bir pazar segmenti yaratmıştık, gezi/balıkçı tekneleri olarak adlandırılabilirdi ancak biz bunu henüz bilmiyorduk.

Eşim Louis- Claude’u anmalıyım, Challans’ta hali hazırda bir şirket yöneticisi olan, beni cesaretlendirmekle kalmayıp yardım da edeceğine söz veren ve benim adıma bir kere bile karar vermeden vefatına kadar desteğine devam eden. Louis-Claude bir üreticiydi. Beneteau’yu geliştirmek bizim için inanılmaz bir zevk ve harika bir suç ortaklığı oldu. Bu karşılaşma olmadan, ben şu an bu satırları yazıyor olmazdım.

Ayrıca kardeşim Andre’nin de hakkını vermeliyim. Aramızda 8 yaş var. Biz ailenin en yetişkinleriydik ve çok kısa bir sürede bu durumun ne demek olduğunu anladık. Herkes kendi pozisyonunu aldı ve tüm hayatlarımız boyunca aile işine duyduğumuz sevgi, genellikle bencillikten kaynaklanan kavgalara karşı en iyi kalkanımız oldu.

1965- 1972, İLK SERİ

 
 

Ocak 1965: İlk Paris tekne fuarımız. André ve eşi Mimie ile benim için oldukça stres vericiydi. Başka hiçbir tekne bizimki gibi görünmüyordu ve başkente alışık olmayan kişiler olarak oraya ait olmadığımızı hissetmiştik. Ancak açılıştan henüz birkaç saat sonra üç iş adamı kendilerini tanıttı ve teknelerimizin onların müşterilerinin tam aradığı şey olduğunu ve başka hiçbir üreticinin bunu üretmeyi kabul etmediğini söyledi. Bir tanesi Morbihan, diğeri Finistère ve üçüncüsü Côtes du Nord (Côtes d’Armor) için sordu. Toplamda, onların siparişi bizim ekibimiz için birkaç aylık çalışma demekti. Eşimle birkaç dakika konuştuktan sonra seçim yapılmıştı. Biz, Jeanneau hariç tüm teknelerimizi bu ağ vasıtasıyla dağıtacaktık.

 
 

Sonraki yedi yıl süresince hesaplarımızı dengeledik, balıkçılığın bitişi ile ortaya çıkan durumu sübvanse ettik aynı zamanda tüm tekne marangozlarımıza tek tek yeni işler bulduk. Aynı zamanda müşterilerimizi dinledik ve yalnızca yeni ürünler için yatırım yaptık, onların daha büyük tekneler alma isteklerini yerine getirdik. Bu şekilde Guppy, Flétan, Capelan, Cabochard, Galion, Forban, Kerlouan, Baroudeur ve Ombrine doğdu: 3.60 m’den 5.80 m’ye kadar tek bir segment.

Kardeşim André çizim masasındaydı, babam prototipler konusunda danışmanlık yapıyordu, genç olanlar büyüyordu ve ailemiz yeniden mutluydu.

1972, İLK YATIRIM

 

1972 harika bir yıl olmuştu. Yeni yakalayabildiğimiz finansal stabilite sayesinde yatırım yapabilecektik, ilk olarak iş gücü ardından da ilk fabrikamız için, mütevazı ancak gerçekten yarı endüstriyel üretim akılda tutularak tasarlanmış.

 

Gezi/Balıkçı teknesini geliştirmek istiyorduk. Müşterilerimiz yelken yapmayı öğrendiler, teknede konforlu olmak ve salondan denizi görebilmek için daha büyük tekneler istediler.

Tamamen yeni bir seri üretmeye başlamaktan daha zor bir şey yoktur. Kardeşim André bizi dinledi ve aylarca düşündükten sonra, Almanya’da bir tekne fuarını ziyaret ederken restoranda bulduğu bir kâğıt peçete üzerine çizdiği tekneyi gösterip “işte istediğin tekne!” dedi.

 

Commequiers’de yeni bir yer inşa ettik, özellikle üretim için tasarlanmıştı ve o zaman düşünebildiğimiz yelken piyasasının ihtiyaç duyabileceği en büyük boy tekneleri üretmeye yetebilecek ebattaydı.

Aynı zamanda motor yatlar için Ombrine’den esinlenilerek Antares serisi oluşturuldu ve her zaman balıkçı teknelerine karşı özel bir sevgisi olan André tarafından tasarlandı.

Daha küçük olan erkek kardeşimiz Yvon şirkete katıldı. Tüm yaşamı boyunca üretim süreci tutkusu olmuştu ve bizim en iyi uzmanlarımızdan biri oldu.

1976, KARAR YILI

 
 
 

O dönemde gezi/balıkçı teknesi segmentinde ciddi bir pazar payımız vardı; binlerce müşteri onlarla yelken yaptı ancak bazıları bizi terk etti çünkü onlar daha hızlı gitmek istiyorlardı. Büyük regetta yarışçısı François, yüksek performanslı bir yelkenli tasarlamayı düşündü. André onu çizmek istedi ancak biz biliyorduk ki bu alanda farklı deneyimlere sahip mimarlar vardı. Bir Beneteau tekne nasıl dışarıdan gelecek bir mimar tarafından çizilebilirdi? Şans bizimleydi. Kalıpları sipariş ettik ve tekne Half Ton Cup’ı kazanmak üzere tasarlandı ve sözünü tutup kupayı aldı. 

André Mauric ile beraber yelken planı, salma, iç plan ve güvertenin şeklini değiştirdik ve ismini First koyduk. Kimse bunu beklemiyordu. First’ü Paris BoatShow’da sergiledik ve bu bir devrim niteliğindeydi. Bir efsaneye dönüşecekti. Bu tekne bize ihracat yapma yolunu açacaktı.

Bu yakalanan başarı sayesinde yeni üretim alanları inşa etme imkanı bulduk ve tamamı Béri dizayn ofisi tarafından tasarlandı, benim eşim tarafından kurulmuş ve yönetilmiş olan tasarım ofisi daha sonra aile holdingimiz haline geldi.

1980, GELİŞME

 
 
 

Fabrikadaki motor yat ekibi Cees Van Der Velden 2 isimli bir katamaranı geliştirmek ile görevlendirilmişti ve bu tekne “PARIS 6 hours” yarışında Beneteau renklerini dalgalandırarak birinci olmuştu.

Aynı zamanda Flyer serisi doğmuş ve ilk modeller Paris Boat Show’da sergilenmişti.

 
 
 
 
 
 

Tekne sektöründe Admiral’s Cup zamanıydı ve Jean-René Banwart tarafından yönetilen parterimiz Corum ile birlikte yeni gövdeler denedik ve dünyanın en iyi mimarlarını tespit ettik. First Evolution, Lady B, First Lady gibi farklı prototipler deneyerek kendimizi geliştirdik ve bu sayede müşterilerimize en iyi tekneleri sunduk.

Tüm bu süreç boyunca müşterilerimize büyük özen göstermeye devam ettik, onların taleplerini dinledik, toplantılar düzenledik (bu fikri motosiklet dünyasından almıştım). Elbette aynı zamanda gelecek müşterilerimizi de düşünüyorduk. Europe 1 ve RTL gibi radyo kanalları ile anlaşmalar yaptık. Düzenledikleri “tournées des plages” (plaj turu) organizasyonunda onlara eşlik ettik ve aralarında Michel Drucker, Carlos, Thierry Le Luron gibi ünlülerinde olduğu pek çok kişinin denize çıkmaktan keyif almayı keşfetmesine zevkle eşlik ettik.

1981-1986, REFAH YILLARI

 
 
 

Belirleyici bir dönem olacaktı. Elbette 1970’lerden itibaren imkanlarımız el verdiğince ihracata yatırım yapıyorduk, belirli Avrupa ülkelerinde bayi ağları kuruyorduk, yalnızca Amerika’da Annapolis’de 1976 yılında bir yan kuruluş açmıştık. Bunu yapmamızdaki amaç markamızı kurmanın yanı sıra Amerikan müşterisinin zevklerini de anlayabilmekti.

Bu beş yıl boyunca yan kuruluşlar açmaya ve ürün geliştirmeye devam ettik. Gelişen tekne kiralama firmalarının ilgisini çekmeye başlamıştık, dünyanın en büyük tekne kiralama firması olan Moorings Ginnie ve Charly Carry isimli harika bir çifte aitti. Daha sonra çok iyi arkadaş olduğumuz bu çift ile birlikte kiralamaya uygun ilk teknelerimizi tasarladık. 13.50 metre boyundaki Idylle bu şekilde ortaya çıktı. Ve bir şekilde bu teknenin Oceanis serisinin temelini hazırladığını da söyleyebiliriz.

1982 de yine yeni bir bir sınıfın ortaya çıktığı bir yıl oldu. Jean-Marie Finot tarafından tasarlanan one-design First Class 8, yirmi yılı aşkın bir süredir 1000’e yakın teknenin yarıştığı bu alanda ilk Fransız one-design tekne oldu.

Sonrasında bu seriyi, “liderlerin yarışı” olarak bilinen politikacıları ve önde gelen şirketlerin yöneticilerini yarışırken gördüğümüz Marsilya’daki organizasyonda yer alan First Class 10 ve 12 izledi.

1984. Beneteau’nun kuruluşunun 100. yıl dönümü nedeniyle borsada yer almaya başlayacaktık. Planladığımız birçok yatırım projelerini de göz önünde bulundurduğumuzda, finansal organizasyonumuzu güçlendirmemiz gerekiyordu. Bu nedenle ilk Finans Müdürümüzü ekibimize kattık.

1985’te Challans’taki yeni fabrikamızın yanı sıra, yurtdışındaki ilk fabrikamızı önemli satış hacmine ulaşan Amerika Birleşik Devletleri’nde kurmaya başladık. Fabrika doğu kıyısının merkezinde yer alacaktı. Carolinas bu iş için bize çok uygun göründü. Fransızlar için Amerika’da endüstriyel bir girişim yapmak oldukça iddialı bir düşünceydi. Birçok grup bu tarz girişimlerden vazgeçmek zorunda kalmıştı, ama biz bir saniye bile tereddüt etmedik.

OCEANIS’İN DOĞUŞU

 
 
 

Mükemmel bir gezi teknesi, saflığın ve sevdiklerinizle geçirdiğiniz keyifli zamanların bir yansıması olmalıydı.

Francois Chalain, Philippe Briand 3’ü seçecekti ve birlikte Oceanis 350 ve 430’u tasarlayacaklardı. Bahisler kapandı ve başarı hemen geldi. Üretim bantları yeniden dolacaktı.

FIRST YENİDEN SAHNEDE

 
 
 

First nasıl yeniden canlandırılabilirdi? Yardıma ihtiyacımız vardı. Francois bir gün Costes kafede eşi Odile ile akşam yemeği yerken, aklına Philippe Starck geldi. Starck ile Paris’te tanışmıştım ve teknelerin onun uzmanlık alanı olmadığını saklamamıştı. Sonrasında Montfort-l’Amaury’deki bahçesine 35 feet bir tekne bırakmamızı önererek, teknede birkaç akşam vakit geçirmenin onu çok mutlu edeceğini ve ancak böyle bir deneyimden sonra bize cevap verebileceğini söyledi. Yaklaşımı alışılmışın dışında olmasına rağmen, ona Francois Chalain ve Jean Berret iş birliğinden doğan ilk iki arka kabinli First 35’i verdik. Ve sonra beklemeye başladık. Sonrasında diyebilirim ki geri dönüş yaptığında, derin bir nefes aldık!

First 35, bu keyifli, verimli ve profesyonel atmaosferde doğdu. 1987’de Paris Boat Show’da ilk kez kamu ile tanışması, hayallerimizin ötesine ulaştığımız o anlarla ilgili sayfalarca yazı yazabilirim. Ne büyük bir şoktu! Müşterilerden biri tekneye hayran kalırken bir diğeri ondan nefret etmişti. Ama bu hiç problem değildi, çünkü üretim tam bir başarıydı ve Starck bizim gelişimimize sadece yardım etmekle kalmamış, bize uzmanlık katmıştı. Starck aynı zamanda şu an dünyadaki en güzel teknelerden birinin tasarımcısı olduğu bir dünyayı keşfetmişti.

1989, FIGARO’ NUN YILI...

 

Her zaman bir adım ötesini düşündüğümüzden, bu yıl ilk Figaro Class 1’in yılı olacaktı.

Geleneksel olarak tek tip teknelerle devam eden Figaro Yarış, one-design tekne yarışına evrilmişti. First’ün piyasaya ilk çıktığı günden bu yana bulunduğumuz bu sahnede olmamız gerekiyordu.

Beneteau ve Jean-Marie Finot tarafından sunulan proje yarışı kazandı. Bu one-design teknelerin üretim hakkını biz almıştık. Figaro ile sonrasında açık deniz yarışlarına katılacak yeni yelkencilerin doğmasına hizmet ederken, Fransız yelkencilerin yarış alanındaki şöhretini koruyacaktık. 

 
 

1990, YARATICILIK

Ekonomik krizin tekne endüstirisindeki etkileri devam ederken, biz First için yaratıcı araştırmalarımıza devam ettik. Paris Boat Show’da marka sadakatine inandığımız İtalyan bir müşterimiz bir konuda dikkatimizi çekmişti. Pininfarina’nın önemli bir tasarımcısı olan bu müşterimiz, tüm teknelerin birbirine benzediği şu ortamda artık hayal etmeyi bırakacağını söylemişti. Özellikle otomotiv endüstrisindeki değişen çizgilerden bahsetti ve bizim hatlarımızı çok keskin bulduğunu dile getirdi. 

 
 

Pininfarina ailesi muhteşem, bunu söylemek zorundayım. Sergio otomotiv endüstrisindeki müşterilerin beklentileri ile bizimkiler arasında fark olduğunu çok iyi biliyordu fakat elindeki tüm olanakları bize açtı ve ekibimizle birlikte esnek çizgiler yarattılar. First 45 gelecekteki güverte formunu yavaş yavaş alırken, bir kez daha bir mucizeye şahit oluyordum.

Tasarımcıların yetenekleri beni her zaman büyülemiştir. Bu model daha hiçbir fuarda sergilenmeden büyük satış rakamlarına ulaştı. Bugün dahi marinada bir First 45 gördüğümde aynı heyecanı duyuyorum. Muhtemelen objektif olamıyorum ama First 45’lerin modası hiç geçmiyor.

1980’leri anlatmayı bitirmeden önce, balıkçılıktan bahsetmek istiyorum. Profesyonel balıkçı olan müşterilerimizi yüzüstü bırakamazdık, bu yüzden onlar bu dönemde kademeli olarak ahşaptan polyestere geçtiler. Faaliyetlerimizi ayırmak için son ahşap üreticilerinden olan Vendée’deki Gendron Ahşap Deposu’nu satın aldık. Burada üstün kalitede bir iş gücü ile karşılaştık ve balıkçılık tabii ki bizim büyük ağabeyimizin gerçek tutkusuydu. 22 metreye kadar tekne üretimi gerçekleştirdi ve bu gelişmeleri ekonomik açıdan artık bir mantığının kalmadığı noktada bırakmak zorunda kaldık.

1991-2001, KRİZ YILLARI, HATIRLAYIŞ VE BÜYÜME

1991’deki ekonomik kriz içerisinde, tüm rakipler kendilerini eşit koşullarda buldular. Hiçbir işaret olmadığında bir krizi nasıl yönetirdiniz? Bazısı şirketlerini lidersiz bırakarak matematiksel olarak yönetecekti, bazısı kuşkucu ve eleştirel bir tavırla daha insani reaksiyonlar alacak, bazısı ise hiçbir şey yapmayacaktı.

Biz bu sürecin üstesinden hep birlikte haraket ederek geldik. Çalışanlarımıza ve onların sağduyularına güvendik. Zor olmasının yanı sıra bu dönem bir şeyleri sorguladığımız, farkındalığın arttığı ve yeniden örgütlenmenin yaşandığı bir dönem oldu.

Yine bu dönemde, Beneteau ruhunu yaşatan kişileri kaybettiğimiz bir dönemdi. Annemiz Bayan Beneteau’yu ve eşim Louis-Calude Rpux’u kaybettik. Eşimin ölümüyle birkaç saniye içinde iki çocuğum, eşimin işi ve çılgına dönmüş çalışanları ile başbaşa kalmıştım. Ardından kardeşimiz Andre, yetenekli ve sadık Francois Chalain ve karısı... Bu aile başarısını anlatırken hepsine bir kez daha hürmetlerimi sunmak isterim.

1992’de ilk dış büyüme hamlemizi yaptık. Marinaların gelişimi, Fransa denizaşırı bölgeleri akıl almaz turist akını gibi gelişmelerden bağımsız olarak, çeşitli vergilerin kaldırılması Fransa’da yeni küçük tersanelerin ortaya çıkmasına fırsat verdi. Bordeaux’da CNB’yi meydana getirmemizin hikayesi buna dayanır.

1994’te, O’Hara bizim ilk farklılaşma stratejimizdi. Fikir benim değildi ama gelecek vadediyordu. Bu projeyi, şirketten sadık birkaç arkadaş ile hayata geçirecektik. Bizi harekete geçiren, çeşitlenmeye giderek tekne endüstrisindeki sıkıntılı süreçlerde piyasadaki şoklardan etkilenme oranımızı yumuşatmak istememizdi. Aslında, Amerika’nın eski güney yerleşiminden etkilenerek kamp dünyasında devrim yaratacak mini mobil evler yaratmıştık. Daha sonra rakibimiz IRM, bize katıldı ve yılda 14.000’i aşkın ev ürettik.

1995’te Jeanneau dış büyümemizin ikinci kısmıydı. Uzun yıllardır süre gelen rekabetin böyle bir barış ile sonlanması bizim ve muhtemelen Fransız tekne endüstrisi için önemli bir tarihsel dönüm noktasıydı.

Zorlu bir savaş olacaktı. Paris idari makamları tekne endüstrisini yeniden yapılandırma kararı almıştı.

Bu yeniden yapılandırmada bizim geleceğimizi belirlediler, ama buna hakları var mıydı? Bu gelişmelerden Paris Boat Show’da bir arkadaşım sayesinde haberdar oldum ama artık çok geçti. Gerçekten çok öfkelenmiştim. Hemen Vendee’ye döndüm, daha iyi düşünebilmek adına kendimi izole ettim ve bir kez daha avukatımı aradım. Manevraları iyi düşünülmemişti bu yüzden atağa geçmemize izin verdi. Mahkeme teklifimizi sunmamız için bize bir hafta daha verdi. Sonrasında özetle, duruşma tamamlandı, La Roche-sur-Yon Mahkemesi bizim projemizi kabul etti. Her şey bitip eve döndüğümde çok yorgundum ve sadece çocuklarımın beni görünce gülümseyen yüzlerini hatırlıyorum.

Geçen bu iki senede, bu birlik benim için çok şey ifade ediyordu. Aynı problemle karşılaşmış iki aile, iki şirket aynı dili konuşuyordu. Bir gün önce birbirlerinden daha iyi olduklarını düşünen iki ayrı ekipken, bugün avantaj ve dezavantajları olduğunu keşfetmişlerdi. Bu nedenle biz, her iki ekibinde avantajlarına odaklanıp, dezavantajları göz ardı etmeye karar vermiştik. Birlikte piyasanın güçlü bir şekilde yeniden canlanışını deneyimledik ve yeni deneyimli insanlarla ileriye adım attık.

2003-2014, ŞAHISLARDAN BAĞIMSIZ BİR DEVAMLILIK

İş hacimleri kriz zamanlarında gelişiyordu. Bénéteau BoatYard, Bénéteau Group oldu. Sonrasında merkezlerimizi nerelerde konumlandıracağız sorusu ortaya çıktı. Les Embruns Restaurant’ını alınca, merkezimiz St-Gilles-Croix-de-Vie oldu. İşlerimizin çoğunu burada gerçekleştirmiştik, babamız bizler henüz çocukken son trawlerını denize indirmeden önce bizi buraya getirmişti.

2004. Her şey iyi gidiyordu. Gözle görülür bir gelişim gösteriyorduk. Yeni fabrikalar kuruyor, mevcut üretim alanlarımızı Yvon Bénéteau liderliğindeki Beri tasarım ofisi ile yeniliyorduk. Pazar payımızı arttırıyorduk, fakat artık küçük bir aile şirketi değildik. Geçen 40 yıl içinde hayat bana başarı ile gelen problemleri öğretmişti ve bu alanda geleceğe dair önlemler almak benim sorumluluğumdu.

Bu sebeple bu önemli ve zor kararı verdim. Grubun gelecekteki devamlılığını güvenceye alabilmek için şahısların ötesinde gerçek bir yönetim grubu yaratmak gerekiyordu. Bu yapıyı kurmak, çalışanlarımıza, müşterilerimize, tedarikçilerimize ve hatta aileden olmayan hisse sahiplerine karşı bizim bir görevimizdi.

Bu yönetim organı çoğunluğu aile üyelerinden oluşan Yönetim Kurulu ve aile üyesi bir yöneticiden oluşuyordu. Ayrıca bir Denetleme Kurulu’ndan oluşan, dışarıdan kişilerin de rol aldığı bir yönetim metodu benimseyecektik.

2008’de Beneteau İtalyan Monte Cralo Yachts şirketini bünyesine kattı ve Carla Demaria başkan olarak atandı. Monte Carlo Yachts sonsuzluk, kalite ve sonsuz değerler gibi özelliklere odaklanarak lüks tekne algısını tamamen değiştirecekti. Yeni tersane resmi olarak faaliyete başladıktan 18 ay sonra, 23 Temmuz 2010’da ilk MCY Venedik’te dünya basınına tanıtıldı. 23 metre boyundaki bu şık tekne; özgün, yenilikçi ve soylu idi. Güçlü değerleri geri getiriyordu. Beneteau Group bu önemli yeni markası ile küllerinden yeniden doğurmuştu.

Beneteau 2014’te bir başka yeni dış büyümeyi hayata geçirdi. Kuzey Amerika’daki motor yat pazarındaki gelişim stratejisinin bir parçası olarak; Four Winns, Glastron, Wellcraft, Scarab gibi öne çıkan markalara sahip Rec Boats Holding LLC’yi satın aldı.

Son olarak, Beneteau, Jeanneau, Prestige, CNB, Lagoon, O’Hara, I.R.M, BH , Four Winns, Glastron, Wellcraft, Scarab ve Monte Carlo Yacht bünyesinde bulunan, burada adından bahsedemediğim tüm yöneticilerimize, yetenekli çalışanlarımıza, temsilcilerimize, hepsi birer dostumuz olan tüm dünyadaki müşterilerimize teşekkürlerimi sunmak isterim.

 

Teksti indirin
« 130 years of commitment to the sea »